Filistin'in İran Büyükelçisi Salah Ez-Zevavi İmam Humeyni'yi ve İslam İnkılabı'nı Anlattı (Röportaj)

Filistin'in İran Büyükelçisi: Filistin'in özgürleşmesi ve İslami vahdet düşüncesi sadece bir ülkeye yani İran'a has olmayan büyük bir sorumluluktur. İslami yoldaki İran İnkılabı'nın önemi budur ki, İmam o ülkede ortaya çıktı ve bu görüşü herkese tanıttı. 

Görüntülenme: 172 Tarih: 21 Şubat 2021 19:55
Filistin'in İran Büyükelçisi Salah Ez-Zevavi İmam Humeyni'yi ve İslam İnkılabı'nı Anlattı (Röportaj)

Qodsna, İran'daki Filistin büyükelçisi Salah Ez-Zevavi ile, Tahran'da Filistin büyükelçiliğinin açılış yıldönümü ve aynı zamanda İslam İnkılabı zaferinin 42. yılı münasebetiyle özel bir röportaj yaptı. 

Salah Ez-Zevavi; İslam dünyasının vahdeti ve İmam Humeyni'nin bölgedeki direniş hareketlerine özellikle de Siyonist rejimle mücadele halinde olan Filistin hareketlerine verdiği destek hakkında şunları söyledi: 

"Öncelikle İmam Humeyni (rızvanullah aleyh) ve İran İslam İnkılabı'nın aziz rehberi, İslam İnkılabı'nın bayraktarı Hazreti Ayetullah Hamenei'nin dostlarını, İran halkını ve İslam İnkılabı'nın gerçek manasını derk edenleri selamlıyorum.  İran İslam İnkılabı, sadece ulusal bir devrim veya İran milletine has bir devrim değildir. İran İslam Devrimi, İmam Humeyni vasıtasıyla temeli atılan iki önemli esasa dayanmaktadır. Bunlardan ilki, İslam ümmetinin vahdeti ve diğeri ise Filistin'in kurtuluşu idi. 

Bu konuyla ilgili önemli soru şudur; 'Neden, İmam (r.a) bu iki unsuru esas edindi?' Cevab şudur; O, dünyadaki en büyük devrimlerden biri olan İran İslam İnkılabına liderlik eden büyük bir dini mercii ve büyük bir şahsiyetti. O, İslam aleminin bir ülke ve tek parça mesabesinde olduğunu ve tek ve bütün olması gerektiğini anlamış biriydi.  Diğer taraftan kendileri, Siyonist rejim karşısında açık ve net bir tutum almaya muvaffak oldu. İmam'ın inkılaptaki hedeflerini anlamamız gerekir. İmam Humeyni, dünya malı ya da itibar veya servet elde etme peşinde değildi. Bunların hiçbirinin İmam'ın sıfatı ve yüce şahsiyetiyle alakası yoktur.  İmam Humeyni, büyük bir adamdı. Büyük bir mesajın hamisiydi. O, tarihi yeniden yazmaya ve 1924'ten bu yana yapılan hataları telafi etmeye çalıştı. Bununla birlikte henüz İslam İnkılabı'nın hedefini anlamayı başaramamış kimseler mutlaka bir kere İmam Humeyni (r.a)'nin vasiyetnamesini mütalaa etmeliler."

Filistin büyükelçisi, İmam'ın takvalı ve zühde önem veren şahsiyetine değinerek açıklamalarına şöyle devam etti: "İftiharla hatırlarım ki diğer İslam ülkelerinin liderleriyle birlikte Cemaran'da O'nun arkasında namaz kıldık. O hayattayken iki görüşün; yani İslam ülkelerinin yeniden tek parça olmasının ve işgal edilen Filistin'in özgürleşmesinin bayraktarıydı ve bir an dahi bu görüşten pişmanlık duymuyordu. Aslında bu iki düşünce sadece bir ülkeye yani İran'a has olmayan büyük bir sorumluluktur.

İran İnkılabı'nın İslam yolundaki varlığının önemi şu ki; İmam bu ülkede ortaya çıktı ve herkese bu görüşü tanıttı." Ez-Zevavi ayrıca, Saddam'ın, 8 yıllık kutsal savunma sırasında İran halkına yaptığı dehşet verici zulümlerini kınayarak şunları hatırlattı:  "Ne yazık ki Saddam, İslam İnkılabı zafer kazandığı zaman ordusunu İran İnkılabı aleyhine harekete geçirdi. Eğer tam tersini yapmış olsaydı şimdi Filistin'de idik. Irak yönetimi o zaman en büyük hatayı İslam İnkılabına düşman olmakla yaptı. Bu, bir 'savaş suçu' örneğiydi.  Sonunda bu düşmanlığın neticesi ne oldu?! 8 sene, yeni doğan İran İslam İnkılabı aleyhine savaş gerçekleşti. 1200'e yakın köy viran oldu ve bu sayıya ek olarak birçok İranlı ve Iraklı aile yakınlarını kaybetmenin acısını yaşadı. Oysa İmam'ın Filistin'in kurtarılması yolundaki hedeflerini gerçekleştirmek için  bu olayın taraflarının tek bir cephede birbirlerinin yanında yer alması gerekirdi.  Hepimizin farkında olması gereken hakikat şudur; İmam yaşlı bir adamdı ancak bu yaşıyla inkılabı güçle ve birçok engele rağmen gerçekleştirdi.

Filistin büyükelçisi ayrıca şuna da değindi:  "İmam Humeyni, inkılabın temellerini attı ve inkılabın bayraktarı oldu ve aynı zamanda kudretle, Saddam'ın organize ettiği bir gücün karşısında durdu. İnkılabın değerlerine desteğini sürdürdü ve devamında da İmam Hamenei (Allah hıfz eylesin) öncekinden daha fazla bir güçle bu yolu devam ettirdi ve inkılap kurucusunun iki temel görüşünü savundu ve bu hedeflerin gerçekleşmesi için gerekli tüm mekanizmaları ve kuruluşları tesis etti. Hali hazırda İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı yapılan tüm bu baskıların sebebi nedir? Cevabı oldukça basit; sizden önce üst düzey bir yetkili Filistin Büyükelçiliğine gelmişti ve ülke içi koşullarla ilgili kapsamlı olarak kendisiyle sohbet ettik. Ona  bu yüce milletin (İran halkı), inkılabı destekledikleri için bu kadar baskı ve zorluklara maruz kaldıklarını ve bunu çok iyi anladığımı söyledim. İran'ın tüm bu zorluklara tahammül edebiliyor olması, omuzlamış olduğu gücünün çok üstündeki ağır sorumluluktandır.

İslam dünyasını bir araya toplamayı istiyorum sözünün manası, 'Amerika ve Siyonizm'in ortak planlarını suya düşürmek istiyorum' demektir. Amerika ve Siyonizm'in planları tamamen İslam İnkılabı'nın karşısındadır ve bundan 200 yıl önce hazırlanmıştır. Bu uğursuz plan, İslami bir hükümetin devrilmesi ile başladı ve bununla yetinmeyip bu ülkenin bayrağı altındaki ülkeleri de küçük ülkelere dönüştürdü. Daha sonra ise Siyonistler için bir ülke tahsis etmeye kadar işi devam ettirdi. Filistin'i işgal ile de yetinmeyip Ürdün, Suriye, Lübnan, Irak ve hatta Medine-i Münevvere gibi Suudi Arabistan Krallığı'nın bir bölümüne de gözünü dikti.

Filistin Büyükelçisi son olarak, İslam İnkılabı kurucusu ve şimdiki rehberinin Direniş Ekseni'nin ve bölgedeki direniş gruplarının desteklenmesini istemelerine işaret ederek şöyle vurguladı: 'İmam'ın arzusu, "Özgürlüğüne Kavuşmuş Kudüs"te namaz kılmaktı. Nitekim İmam Hamenei'nin de arzusu aynıdır; 'Kudüs ve Filistin özgürlüğüne kavuşsun'. Mühim ve etkili mesajların taşıyıcıları olan büyükler ve alimler şahsi menfaatlerinin peşinde koşmazlar. Onlar gözlerini bu sınırlı şeylerden çok daha yücelere dikmişlerdir.'

kudusgunu.com
 

Yorumlar