Rakamlarla Nekbe (Dosya)

Merkez İstatistik Kurumu, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Çalışma Örgütü (UNRWA)’nın Aralık 2020 kayıtlarına göre Filistinli mülteci sayısının 6.4 milyon kişiye ulaştığını belirtti. Bunların %28.4’ü UNRWA'ya bağlı kamplarda yaşıyor. Bu kamplardan 10’u Ürdün, 9’u Suriye, 12’si Lübnan, 19’u Batı Şeria ve 8’i de Gazze Şeridi'nde bulunuyor.  

Görüntülenme: 82 Tarih: 22 Mayıs 2022 12:47
Rakamlarla Nekbe (Dosya)

Bu raporlar Filistinli mültecilerin gerçek sayısını vermiyor. Çünkü kayıtlı olmayan mülteciler var. Yine 1949 yılından 1967 Haziran Savaşı'na kadar Filistin’de yurdundan olanlarla, 1967 yılında meydana gelen savaş nedeniyle Filistin’den ayrılanlar UNRWA’nın mülteci tanımına girmiyor. 

Nekbe’den Sonra Filistinlilerin Nüfusu 10 Kat Arttı

1914 yılında tarihi Filistin topraklarında Filistin nüfusu 690 bin idi. Bunların sadece %8’i Yahudi idi. 1948 yılında ise Filistin nüfusu iki milyonu geçti. Yahudi nüfusu da %31.5’e yükseldi. Çünkü 1932-1939 yıllarında en büyük Yahudi göçü gerçekleşti ve sayıları 225 bine vardı. 1940-1948 yılları arasında ise 93 bin Yahudi göç etti. Böylece 1932 ile 1947 yılları arasında 318 bin Yahudi Filistin topraklarına geldi. 1948-1975 yılları arasında ise 540 bin Yahudi Filistin’e göç etti.

1948 yılında 800 binden fazla, 1967 Haziran savaşında ise çoğu Ürdün’e geçmek üzere 200 bin kişi yurdundan olmakla birlikte, 2021 yılı itibariyle tüm dünyadaki Filistin nüfusu 14 milyona ulaştı. Buna göre 1948 yılında meydana gelen Nekbe’den sonra Filistin nüfusu 10 kat artmıştır. Bunun, 1.7 milyonu 1948 yılında işgal edilmiş topraklarda olmak üzere toplamda 7 milyonu tarihi Filistin topraklarında yaşıyor.

Yine istatistik raporlarına göre 2021 yılı itibariyle Kudüs dâhil Batı Şeria’daki Filistin nüfusu 3.2 milyona, Gazze Şeridi'ndeki nüfus 2.1 milyona ulaştı. İşgal altındaki Kudüs şehrinde ise Filistinli sayısı 477 bine ulaştı. Bunların %65’i (yaklaşık 308 bin kişi) Siyonist rejimin 1967 yılında Batı Şeria’yı işgal etmesinden sonra gasp ettiği ve J1 diye isimlendirdiği Kudüs bölgesinde yaşamaktadır. 

Verilere göre tarihi Filistin topraklarında yaşayan Filistinlilerin sayısı toplam nüfusun % 49.9’unu, Yahudiler %50.1’ini oluşturuyor. Yahudiler, 27 bin kilometre karelik tarihi Filistin topraklarının %85’ini ellerinde bulunduruyorlar. 

Filistin’de Yaşanan Nekbe Gazze’yi Dünyanın Nüfusça En Yoğun Bölgesi Haline Getirdi

2021 yılı itibariyle Filistin devletinde nüfus yoğunluğu kilometre kare başına 878 kişidir. Batı Şeria için kilometre kareye 557 kişi düşerken, Gazze Şeridi’ne 5 bin 855 kişi düşüyor. Gazze Şeridi’nin %66’sının mülteci olduğu biliniyor. Filistin’in diğer bölgelerinden mültecilerin buraya gelmesi bölgeyi dünyanın en yoğun nüfusa sahip bölgesi haline getirdi. 

Siyonist işgal rejimi Gazze sınırının doğu kesiminde 1.500 metrelik alanı tampon bölge haline getirdi. Bununla 365 kilometre karelik Gazze toprağının %24’ünü gasp etmiştir. Bu durum, oldukça dar bir bölgeye sıkıştırılan Gazze halkı arasında işsizliğin %47’ye yükselmesine neden olmuştur.

Raporlardan işsizlik oranının özellikle gençler arasında arttığını, 2021 yılında 15-24 yaş arasındaki gençlerde işsizlik oranın %69’a ulaştığını anlıyoruz. Bu durum Gazze Şeridi'nde ekonomik durumun daha da kötüleşmesine neden olurken, Gazze halkının yarısının fakirleşmesine sebep olmuştur. 2017 verileri Gazze’de fakirliğin %53’e ulaştığını gösteriyordu.

1948 Yılında Meydana Gelen Nekbe’den Şimdiye Kadar Yüz Binden Fazla Kişi Şehit Oldu

Filistin topraklarında gayri meşru Siyonist varlığın yerleştirilmesi ve buna bağlı olarak Filistinlilerin yurtlarından çıkarılmasıyla başlayan Nekbe’den (1948) şimdiye kadar Filistinli ve Arap yüz binden fazla kişi şehit oldu. Aksa İntifadası'nın başladığı 29 Eylül 2000 tarihinden 3 Nisan 2022 tarihine kadar ise 11 bin 358 Filistinli şehit oldu.

Aksa İntifadası'ndan sonraki 2014 yılı en kanlı yıl olarak tarihe geçti. O yıl Siyonistlerin Gazze Şeridi'ne saldırmaları nedeniyle 2 bin 181 kişi şehit oldu. 

2021 yılında ise 87’si çocuk, 48’i kadın 341 kişi şehit olurken, 12 bin 500 kişi de yaralandı.

1967 Yılından Şimdiye Kadar Yarım Milyon Filistinli Tutuklandı

Nisan 2022 itibariyle Siyonist zindanlarda 4 bin 450 Filistinli esir bulunuyor. Bunların 160'ı çocuk, 32’si kadındır. 2021 yılında tutuklanan Filistinli sayısı ise 8000’dir. Bunların 1300'ü çocuk, 184’ü kadındır. Hiçbir şeyle suçlanmayıp keyfi bir şekilde idari olarak 1595 kişi tutuklandı. Zindanlardaki Filistinli esirlerden 570'i ömür boyu hapse mahkûm edilirken, 650 kişi de idari olarak haksız yere hapiste tutuluyor. 

Yine hapiste 700 hasta, 8 milletvekili bulunuyor. Bunlardan 25 esir 1993 yılında imzalanan Oslo İlkeler Anlaşması'ndan önce tutuklanan kişilerdir. Hâlâ hapiste tutuluyorlar. 1967 yılından beri işgal zindanlarında şehit olan esirlerin sayısı 336’ya yükseldi. Bunların işkence sonucu, kasten öldürme veya ihmal neticesinde şehit oldukları ifade edildi.

Kaynaklara göre Eylül 2000 yılından beri 103 esir şehit olurken, 2007 yılında beşi ihmal sonucu olmak üzere yedi esir şehit oldu.

Siyonist Rejim Sömürgeci Genişlemeyi Sürdürüyor

2020 yılı sonu itibariyle Batı Şeria’daki sömürge yerleşim alanlarıyla askeri noktaların sayısı 471’e ulaştı. Yerleşkeler, askeri bölgeler, sanayi ve turizm tesisleri gibi isimler altında Filistin toprakları talan edilmiştir. Batı Şeria’da Yahudi yerleşimcilerin sayısı 2020 sonu itibariyle 712 bin 815 kişiye ulaştı. Buna göre buradaki nüfus artış oranı %3.6’ya tekabül ediyor. Dışarıdan getirtilen Yahudilerin oranı üçte birdir. 

Verilere göre Yahudi yerleşimcilerin %47’si Kudüs vilayetinde ikamet ediyor. Buradaki sayıları 246 bin 909’u Kudüs şehrinde olmak üzere 332 bin 294’tür. Batı Şeria’da her yüz Filistinliye karşı 23 Yahudi yerleşimci bulunurken, Kudüs’te 100 Filistinliye 71 Yahudi yerleşimci tekabül etmektedir. 

2021 yılı, işgalcinin Batı Şeria ve Kudüs’te en fazla yerleşke inşa ettiği yıl olarak tarihe geçti. İşgal rejimi geçen yıl 9000’i Kudüs’e bağlı Kalendiya Havaalanı toprakları üzerinde olmak üzere 12 bin yerleşim biriminin inşa edilmesini onayladı. Ayrıca Kudüs ve Batı Şeria’da binlerce konut inşa edilmesine dair projeleri de onaylamış durumda.

Toprak Gaspı Devam Ediyor

Siyonist işgal rejimi, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile imzaladığı Oslo İlkeler Anlaşması'yla Filistin topraklarının A, B ve C olarak tasnif edilmesini istismar ederek bütün Filistin toprakları üzerinde, özellikle de C kategorisine sokulan bölgelerde etkinliğini ve otoritesini artırdı. C bölgeleri tamamıyla işgal rejiminin kontrolünde olup, buraları askeri olarak kullandığı gibi, buralarda dilediği şekilde hareket etmektedir. İşgal rejimi C bölgelerinin %76’sını kendi çıkarları için kullanmaktadır. Yerleşim alanlarının işgal ettiği alan ise %63’tür. Bu da 542 kilometre kareye tekabül ediyor. Batı Yaka’da askeri amaçlarla kontrol edilen topraklar ise %18’dir. Şehir, köy ve kasabalar arasına inşa edilen ırkçı ayırım duvarı ise buradaki toprakların %10’unu işgal ediyor. Duvar 219 Filistin yerleşim alanının zarar görmesine neden oldu.

Filistin topraklarında kendisi bu kadar rahat davranırken, Filistinlilerin yapılaşmalarına, özellikle Kudüs ve C bölgelerinde inşaat yapmalarına imkân vermiyor. 

Kudüs: Planlı ve Yoğun Bir Yahudileştirme Tehdidiyle Karşı Karşıya

Siyonist rejimin Filistin halkına yönelik uyguladığı ‘Filistin halkını yurdundan çıkarma ve yerlerine Yahudileri yerleştirme’ politikası kapsamında işgal altındaki Kudüs’ün İslami kimliğini yok etmek ve buradaki halkı çıkarmak amacıyla bölgeyi tamamıyla Yahudileştirmek için Yahudileştirme projelerini hız kesmeden hayata geçirmeye devam ediyor. İşgal rejimi bu amaç ve hedefle 2021 yılında çoğunluğunu Kudüs’te inşa etmek üzere 12 bin konutun yapılmasına onay verdi. Buna karşılık Filistinlilere ait 300 binayı yıktı, 200’ü için de yıkım kararı aldı. Yine geçen yıl Filistinlilere ait 2500 dönümlük araziyi gasp etmek için de karar aldı.

Kudüs’ün doğusunda yer alan Şeyh Cerrah ve Silvan’da Filistinlilere ait evleri gasp etmek, uzun süre burada ikamet eden halkı evlerini terk etmeye zorlamak için çabalarını artırdı. Bunu da ırkçı kanunlara dayanarak yapıyor. Siyonist yargıçlar da onlara destek veriyor. Kanun, fanatik Siyonist cemaatlerin 1948 yılından önce buranın Yahudilere ait olduğu iddiasıyla dava açmalarına imkan veriyor. 

Siyonist mahkemeler ve yargıçlar Yahudilerin hakları olmadığı halde toprak talebinde bulunmalarını kabul ederken, hatta onları buna özendirirken, Filistinlilerin, özellikle de yurtlarından çıkarılmak istenilen Şeyh Cerrah Mahallesi sakinlerinin 1948 yılında gasp edilmiş topraklarını talep etmelerini reddediyor.

2021 Yılında Yahudi Yerleşimciler 1600 Kez Filistinlilere Saldırdı

Yahudi yerleşimciler işgal polisinin gözetiminde geçen yıl 1621 kez Filistinlilerle onların mal ve iş yerlerine saldırdılar. 2020 yılına göre saldırıları %49 arttı. Bu saldırılarında 19 bin ağacı yaktı veya söktüler. 33 araçla kasten çarpma eylemi düzenlediler. 76 kez ateş açtılar. 30 defa Filistinlilere ait arazileri buldozerlerle tahrip ettiler. 450 araca yakma, camlarını kırma ve lastiklerini patlatma yoluyla zarar verdiler. Yahudi yerleşimciler Nablus’un doğusunda yer alan Cebel Sabih’i tamamıyla gasp etmek için buraya 10 adet yerleşim alanı inşa etti. 850 dönümlük arazinin 20 dönümünü ele geçiren çapulcular geri kalanını da ele geçirmek için fırsat kolluyor.

Filistinlilerin Suyunu Gasp Edip Kendilerine Satıyor

Siyonist işgal rejiminin Filistin doğal kaynaklarını özellikle de suyu gasp etmesi Filistinlileri, su ihtiyaçlarını İsrail’in Mekorot şirketinden temin etmeye zorluyor. 2020 yılında evlerdeki su tüketimi 448.4 milyon metreküpe ulaştı. Bunun 53.3 milyon metreküpü Filistin doğal kaynaklardan, 299.1’i ise kuyulardan temin ediliyor. 

İşgal rejimi Filistin kaynaklarından bu şekilde yararlanırken, Gazze’de sular kirletildiğinden artık insan kullanımına uygun değildir. Kullanıma elverişli olmayan sular 201.8 milyon metre küp iken, kullanılabilir su miktarı 246 milyon metre küptür. Gazze halkı bu miktarı satın alarak ihtiyacını gideriyor.

 Filistinliler Su İhtiyaçlarının %79’unu Yer Altı Sularından Karşılıyor

Filistinliler temelde yer altı su kaynaklarından istifade ediyor. Bu yolla temin edilen su miktarının oranı %79’dur. Yer altı kuyularından (doğu, batı ve kuzeydoğu havzalarında) 2020 yılında 108.6 milyon metreküp su çıkarıldı.

Bunun nedeni, Siyonist işgal rejiminin Filistinlilerin akarsulara ve nehirlere ulaşmalarını engelleyip istifade etmelerine imkân vermemesidir. 1967 yılından beri Ürdün Nehri ve Ölü Deniz'e ulaşmalarını engellemektedir. Buradaki su miktarı ise 250 milyon metreküptür. 

Diğer bir sorunu Gazze yaşıyor. 2020 yılında sahil havzasından çıkarılan su miktarı 190.5 milyon metreküpe ulaştı. Bu, normalin çok aşılması anlamına gelir. Çünkü miktarın yılda 50-60 milyon metreküpü aşması durumunda suların 19 metre aşağıya çekilmesi yani deniz seviyesinin altına düşmesi sonucu doğuruyor ki bu durumda tatlı suya deniz suyu karışıyor ve suyun kimyasını bozuyor. Diğer taraftan ambargo ve abluka nedeniyle yeterince arıtma tesisi olmadığından kanalizasyonun da buralara sızması nedeniyle Gazze suyunun %97’si Dünya Sağlık Örgütü ölçülerine göre sağlıksız bir suya dönüşüyor. 

Filistin Enformasyon Merkezi

Yorumlar