Nasrallah'tan Siyonist İsrail'e Sert Uyarı (Video)

Lübnan Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri, 2006 yılındaki 33 günlük savaşta Siyonist rejime karşı direnişin kazandığı zaferin 17. yıl dönümü münasebetiyle önemli açıklamalarda bulundu ve IŞİD teröristlerinin yeniden başlayan operasyonlarının Amerika'nın kararı olduğunu söyledi. 

Görüntülenme: 264 Tarih: 15 Ağustos 2023 09:53
Nasrallah'tan Siyonist İsrail'e Sert Uyarı (Video)

Lübnan Hizbullah Hareketi Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah, 2006 yılındaki 33 gün savaşında Siyonist rejime karşı direnişin zaferinin 17. yıl dönümü münasebetiyle dün akşam önemli açıklamalarda bulundu.

Nasrallah konuşmasının başında şunları söyledi: ‘ABD, IŞİD terör örgütünü sahneye geri döndürme kararı aldı. IŞİD'in intihar operasyonunu üstlendiği Pakistan şehitlerine ve IŞİD'in Suriye ordusuna ve Pazar gecesi de Hazreti Şah Çerağ (a.s) türbesine düzenlediği saldırıda şehit olanlara başsağlığı diliyor ve yaralılar için acil şifalar niyaz ediyorum.’

İran ve Suriye'nin Desteğine Minnettarız

Seyyid Hasan Nasrallah şu ifadelerde bulundu: ‘2006 yılında ve böylesi bir günde Lübnan'ın farklı bölgelerindeki insanlar Siyonist tehditlere kulak asmadan evlerine döndüler. Bu cesur dönüş, milletimizin istikrarını ve bu topraklara bağlılığını ve direniş seçeneğini gösterirdi. Hangi fedakârlıkların yapılması gerektiği önemli değil. İnsanlar 14 Mart Hareketiyle (batıya bağlı) ilgili tüm hesapları alt üst etti. Çünkü birçok kişi, halkın evlerine dönüp yıkımın boyutunu gördüklerinde bu konuda direnişi sorumlu tutacaklarını vurguladı ama tam tersi oldu. Bugünün en önemli konusu Lübnan'da direnişe ve zafere inanan insanların sahneleriydi.

Bu savaşta Allah'ın vaatlerinin gerçekleştiğinin örneklerini kendi gözlerimizle gördük. Yardımı için Allah'a şükrediyorum. Bu destan, mucize ve efsanenin oluşmasında rol oynayan halka, savaşçılara, askeri kurumlara, şehitlere, İran'a, Suriye'ye ve direnişe destek veren tüm ülkelere her fırsatta şükranlarımı sunuyorum.

Şehit Hacı Kasım Süleymani bu savaşta yanımızdaydı ve bizi destekledi. 33 Gün Savaşı zaferinin ilahi ve tarihi bir zafer olduğunu geçtiğimiz yıllarda defalarca vurguladık. Çünkü savaşın boyutu, İsrail'e verilen desteğin ve bize yönelik komplonun boyutu düşünüldüğünde bu zafer tarihiydi ve bu savaşın etkileri daha uzun süre devam edecektir.’

Hizbullah Genel Sekreteri, bu savaşın caydırıcılık denklemini oluşturmadaki etkisine ve düşmanın direniş gücünün bilincine varmasına değinerek, şunları söyledi: ‘Geçen yıl deniz sınırlarının çizilmesi konusunda yaşananlar da bu savaşın sonuçlarından biriydi. Bu savaş olmasaydı bu başarı elde edilemezdi. Birkaç ay içinde Lübnan halkı, serbest bırakılan gaz sahalarında sondaj kuyularının etkilerinin ne boyutta olacağını görecek. Umudumuz "Kana" sahasında ve Lübnan'ın güneyindeki diğer sahalardadır. Hizbullah ile hükümet arasında birlik ve koordinasyon olmasaydı bu başarı sağlanamazdı. Bu ittifak 33 gün savaşındaki ittifakı anımsatıyor.’

Güç Unsurlarını Korumak, Lübnan'da Petrol ve Gaz Çıkarmanın Garantisidir

Seyyid Hasan Nasrallah, Lübnan'da bu ülkenin petrol ve gaz kaynakları için bağımsız bir fon oluşturulmasına değinerek şunları söyledi: ‘Bu fonun amacı, tüm Lübnan halkının kullanması ve bunun gelecek nesillere kalmasıydı. Milletvekillerinden bu fonu siyasi çekişmelerine dâhil etmemelerini rica ediyorum. Çünkü bu zenginliğin tüm insanlara kalması için acil bir ihtiyaç var. Lübnan'ın petrol ve gaz çıkarma sondajına devam edebilmesinin gerçek garantisi, gücün tüm unsurlarını ve “ordu-direniş-ulus” altın denklemini, özellikle de direnişin gücünü korumaktır. Çünkü ABD garanti verse bile hiçbir anlaşmaya bağlı kalmayan bir düşmanla karşı karşıyayız. Oslo anlaşması bunun bir örneğidir ve düşmanın buna bağlı kalmadığını görüyoruz.

Düşman, Lübnan halkının haklarına el koymaya yönelik herhangi bir girişimin güçlü bir tepkiyle karşılanacağını anlamalıdır. 33 Gün Savaşı'ndan bu yana İsrail'deki durumu takip eden herkes, bu rejimin çeşitli alanlardaki iniş çıkışlarına tanık olacaktır. Bu savaştan sonra düşman, yenilgisinin nedenlerini araştırmak için bir komite kurdu. Bu rejimin ordusu içinde birçok komite oluşturuldu. Bu komitelerin vardığı sonuç şuydu: “Acaba Siyonist rejim 17 yıl sonra bu savaşın ordusu ve halkı üzerindeki etkilerini siyasi düzeyde ve iç cephede azaltabilecek mi?” Cevap olumsuzdu. Bu savaştan sonra Gazze'de olduğu gibi artan savaşlar ve bugün Batı Şeria'da yaşanan olaylarla birlikte Siyonistlerin yolu aşağıya doğru gidiyor.’

Direniş İsrail'in İç Cephesini Savaşa Soktu

Hizbullah Genel Sekreteri, direnişin İsrail'in iç cephesini savaşa sokmayı başardığına değinerek şu ifadelerde bulundu: ‘İsrail'in “caydırıcılık, uyarı ve savaş” olmak üzere üç ilkeye dayalı bir güvenlik doktrini vardı. 2006'dan sonra bu ilkeye “savunma ve destek” olmak üzere dördüncü bir unsur eklediler. Bu mesele onların iç cepheleriyle alakalıdır. Bu tarihten sonra düşmanın stratejileri değişti. Bir sığınak inşa etmek pasif savunmanın bir parçasıdır ve füze saldırılarını püskürtmek bu rejimin olumlu savunmasının bir parçasıdır. Bu nedenle şu anda hava savunma sistemleri arayışındalar ve bu da onların korkunç başarısızlığını gösteriyor.

Siyonistler iç cepheyi güçlendirmek için her yıl manevralar yapıyorlar. Onlar, iç cephenin savaşa hazır olmadığı kanaatine varmışlardır. İsrail'in iç cephesindeki kayıp, halkın askeri komutanlara ve siyasi yetkililere güvensizliğidir. İşgalciler fedakârlıkta bulunmaya ve savaşın sonuçlarını kabul etmeye hazır değiller. 33 gün süren savaşın ardından İsrail'in yenilmez ordusu imajı yerle bir oldu. O zamandan beri zayıflık ve güçsüzlük bu rejimin ordusuna nüfuz etti.

Siyonistler bu on yedi yılda ordularını örgütleyebildiler mi? Cevap kesinlikle olumsuzdur. Düşman ordusunun durumu 33 gün savaşından bu yana daha iyi bir durumda değil. Birçok eski ve yeni düşman general, ordunun zor durumundan bahsediyor. Siyonist ordudaki en önemli şey, savaşma ruhunun ve fedakârlık yapmaya hazır olmanın kaybolmasıdır. 2006 yılından bugüne kadar düşman ordusu karada herhangi bir başarı elde edememiştir. Bu konuyu Gazze'de gördük. İlerlemeye çalıştılar ama öldürüldüler, yaralandılar ve yakalandılar. Onlar başarıları hakkında konuştuklarında, bu sadece havadadır.

Siyonist düşman saldırıdan savunmaya geçmiş, direniş ekseni büyük ölçüde inisiyatif almıştır. Siyasi ihtilaflar İsrail ordusunun tarihinin en kötü durumuna düşmesine neden oldu. İsrail bugün Lübnan ve Gazze duvarlarının arkasına saklanıyor. Birkaç hafta önce, Batı Şeria'daki direniş güçlerine silah akışını önlemek için Ürdün'e duvar öreceklerini okuduk.’

Hizbullah, Siyonist Rejimi Taş Devri'ne Geri Döndürecektir

Seyyid Hasan Nasrallah, birkaç gün önce, düşmanın Savunma Bakanının sınır şeridinde Lübnan'ı Taş Devri'ne döndürmekle tehdit ettiğini belirterek şunları söyledi: ‘İsrail'in kendi teçhizatı ve ABD’nin teçhizatıyla bunu yapabileceğini inkâr etmiyoruz. Bu yeni bir şey değil. Yeni olan Lübnan ve direnişin neler yapabileceğidir. Düşmanın komutanları ve liderleri bunu çok iyi biliyorlar ama sadece medya manevraları peşindeler ve bunun bizim için hiçbir değeri yok. Düşman komutanlarına şunu söylüyorum: “Eğer Lübnan'la savaşa girerseniz siz de Taş Devri'ne döneceksiniz.”

Direniş Ekseni İsrail'i Yok Edebilir

Seyyid Hasan Nasrallah şunları söyledi: ‘Hizbullah'ın tüm askeri ve sivil havaalanlarına, hava üslerine, enerji ve su tesislerine, büyük iletişim merkezlerine, altyapıya ve İsrail rafinerilerine saldırmak için sadece birkaç seyir füzesine ihtiyacı var. Bazı İsrailli generallerden bugün İsrail'in nükleer tesislerine ve altyapısına ulaşabilecek çok fazla seyir füzesi olduğunu duydum. Eğer İsrail'in savaşı direniş ekseninin tamamıyla olursa, artık İsrail diye bir şey olmayacak. Düşman komutanları ölümle oyuna başladıklarını bilmelidirler. Bu tehditler bizi korkutmuyor. Lübnan, düşmana karşı caydırıcılık yaratabilecek güç unsurlarına sahiptir.

Direniş işgal altındaki sınır noktalarını yeniden alacak ve Lübnan'ı desteklemek için gerçek bir kalkan olacaktır. Bugün düşman siyaset, asker, insan ve ruh olarak 2006'dan çok daha zayıf ve direniş ekseni o zamandan çok daha güçlü hale geldi.’

Lübnan Halkı İç Savaşa İzin Vermeyecek

Hizbullah Genel Sekreteri konuşmasının sonunda Lübnan'daki iç duruma değindi ve şunları söyledi: ‘On yedi yıl öncesinden bu yana direniş, insan gücünden askeri teçhizata kadar güç unsurlarını güçlendirdi. Kahaleh’deki son olay olağan bir olaydı. Bu eksende bazen tırlar devriliyor ve bu, Hizbullah'ın tırının başına da geldi. Kanallardan biri insanları kışkırtıp bu tırın Hizbullah için silah taşıdığını iddia edene kadar her şey normaldi. Bunun üzerine bazı gençler kamyona ve içindeki insanlara saldırdı. Bu olayın başından itibaren durumu kontrol altına aldık ve gerilim başlatmadık.’

Seyyid Hasan Nasrallah, siyasi yetkililerden ve sosyal medyadan sükûnet istedi ve şunları söyledi: ‘Lübnan halkının ve direnişin yararına olan şey, durumun sakin olmasıdır. Bazı siyasi gruplar davranışları ve beraberindeki medya ile ülkeyi patlamaya ve iç savaşa doğru itiyor. Bir iç savaş Lübnan'daki herkesin acı çekmesine neden olur. Bu savaş başlarsa, başta İsrail olmak üzere birçok taraf onu ateşlemeye çalışacaktır ama Lübnan halkı bu ülkenin bölünmesine izin vermeyecektir.’

rasthaber

Yorumlar