El Husi'den Önemli Açıklamalar

Yemen'deki Ensarullah Hareketi Lideri Seyyid Abdulmelik el-Husi, Suudi Arabistan'ın rolünün ABD ve İsrail'in çıkarlarına hizmet ettiğini belirterek, Direniş Ekseni'nin Siyonist projeye karşı Lübnan, İran ve Filistin'e desteğini sürdüreceğini vurguladı. 

Görüntülenme: 31 Tarih: 16 Temmuz 2026 00:30
El Husi'den Önemli Açıklamalar

El Meyadin'in haberine göre, Yemen'deki Ensarullah Hareketi Lideri Seyyid Abdulmelik el-Husi, bugün (Perşembe) yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik saldırılarının "yıllardır sürdüğünü" belirterek, bu saldırıların "hiçbir hukuki gerekçeye dayanmadığını ve ABD ile İsrail'e bağlılık çerçevesinde gerçekleştirildiğini" söyledi.

Son gelişmelere ilişkin konuşmasında Husi, "Suudi Arabistan kapsamlı bir tırmanışa yönelirse, Yemen de aynı şekilde karşılık verecek; kuşatmaya kuşatmayla cevap verecektir." uyarısında bulundu.

"Suudi Arabistan gerilimi azaltma sürecinin tüm aşamalarını inkâr ediyor"

Husi, "Ülkemize İsrail'e destek amacıyla saldıran Amerikan düşmanına karşı doğrudan ve çetin mücadeleler verdik." dedi.

"Hiç kimsenin, hangi sıfatla olursa olsun, Yemen halkının petrol kaynakları üzerindeki haklarını ve serbest dolaşım özgürlüğünü elinden almaya hakkı yoktur." diyen Husi, "Suudi tarafının, Amerikan düşmanıyla çatışmanın en yoğun döneminde ülkemize yönelik kuşatmayı daha da ağırlaştıracak ek tedbirler aldığını" belirtti.

Geçtiğimiz yıllar boyunca Suudi Arabistan'ın oyalama politikası izlediğini söyleyen Husi, Riyad'ın Yemen halkını egemenlik hakkı olan kaynaklarından mahrum bıraktığını, ağır kuşatma ve sıkıntılarla cezalandırdığını ifade etti.

Husi, "Suudi Arabistan geçmiş dönemin tamamında İsrail'le birlikte Yemen'e karşı iş birliği yaptı." diyerek, Riyad'ın "gerilimi azaltma sürecinin tüm kazanımlarını, üstelik bunlar Yemen halkının insani ve temel hakları olmasına rağmen, inkâr ettiğini" söyledi.

Suudi Arabistan'ın, Yemen halkının tedavi için ülke dışına çıkıp çıkamayacağına dahi müdahale etmeye çalıştığını belirten Husi, "Yemen'e yönelik kuşatmanın kaldırılmasını engellemek için Sana Havalimanı'nı bombaladı." dedi.

Sana'nın havaalanına yönelik saldırıya verdiği karşılıktan dolayı Suudi Arabistan'ın öfkelendiğini ifade eden Husi, bunun "mütevazı bir karşılık" olduğunu belirterek, "Gerçek denklem Sana Havalimanı'na karşı Riyad Havalimanı'dır." dedi.

Husi, Suudi Arabistan'ın Yemen halkını ekonomik kriz içinde yaşamaya zorlamak ve para kazanmanın tek yolunu vatana ihanet haline getirmek istediğini söyledi.

Bütün bunlara rağmen, "Yemen'de teslimiyet seçeneği söz konusu değildir." diye konuşan Husi, Yemen halkının cuma günü özgürlük, onur, kuşatmanın reddi ve limanları ile halkın hareket özgürlüğü üzerindeki denetimi kabul etmediğini bir kez daha ortaya koyacağını ifade etti.

Suudi Arabistan'ın Filistin halkına yönelik tutumu

Husi, Suudi Arabistan'ın yıkıcı rolünden en fazla zarar gören tarafın Filistin halkı ve maruz kaldığı soykırım olduğunu belirtti.

Suudi Arabistan'ın, İsrail'e karşı siyasi düzeyde ortak bir İslamî tavır alınmasını engellediğini söyleyen Husi, ümmeti içeriden felç ettiğini ve Filistin halkına yönelik soykırıma karşı herhangi bir somut adım atılmasını önlediğini ifade etti.

Husi, Suudi Arabistan'ın ABD, İsrail ve İngiltere ile birlikte ümmetin ortak duruşunu engellemek için iş birliği yaptığının artık bilinen bir gerçek olduğunu söyledi.

Soykırımın başladığı günden bu yana Suudi Arabistan'ın tutumunun Filistin halkını ve direniş güçlerini hedef aldığını ifade eden Husi, Filistin'in kurtuluşunu savunmayı suç ve terörizm olarak göstermeye çalıştığını belirtti.

"Tarih boyunca görülmüş en azgın zorbalarla karşı karşıyayız"

Husi, bölgedeki tüm savaşların arkasında, "Büyük İsrail" projesini hayata geçirmek amacıyla Ortadoğu'yu yeniden şekillendirmeyi hedefleyen Siyonist planın bulunduğunu söyledi.

"Çağımızda, Siyonist hareketten ona bağlı güçlere kadar tarihin en azgın zorbalarıyla karşı karşıyayız." diyen Husi, bu güçlerin insanlığı şeytani hedefleri ve korkunç emelleri doğrultusunda kullanmaya çalıştığını belirtti.

ABD ve İsrail'in, onların ekseninde yer alan ülkelerle birlikte küresel istikrarı tehdit eden başlıca kötülük kaynağı olduğunu söyleyen Husi, bu ülkelerin Filistin başta olmak üzere halkların kaynaklarını yağmalayarak ve savaşlar çıkararak dünya istikrarını hedef almaya devam ettiğini ifade etti.

ABD, İsrail ve müttefiklerinin hiçbir uluslararası anlaşmaya ya da Birleşmiş Milletler kararına saygı göstermediğini belirten Husi, halkların ve medeniyetlerin yok edilmesini övündükleri bir politika haline getirdiklerini söyledi.

İsrail'in hiçbir anlaşmaya veya değere bağlı kalmadığını vurgulayan Husi, ateşkes anlaşmasından bu yana binden fazla Filistinliyi öldürdüğünü kaydetti.

Buna karşılık, "Filistinli şehitlerin karşılığında tek bir İsrail askeri öldürülse ortalık ayağa kalkıyor ve Filistinliler suçlanıyor." dedi.

İsrail'in Gazze ve Lübnan'da çizdiği "renkli hatların" gerçekte işgal, zulüm ve toprak gaspı anlamına geldiğini belirten Husi, İsrail'in bu bölgelerde yaşamın tüm unsurlarını yok etmekle övündüğünü, tarım arazilerini ve evleri yaktığını, çocukları öldürdüğünü ifade etti.

İsrail'in tüm bu suçları işlerken uluslararası anlaşmaları hiçe saydığını söyleyen Husi, asıl amacının Filistin halkını topraklarından göçe zorlamak olduğunu belirtti.

İsrail'in Batı Şeria'da yerleşim birimlerini genişlettiğini ve suç çeteleri aracılığıyla Filistinlilerin evlerine el koyduğunu kaydeden Husi, uluslararası düzeyde İsrail'in hiçbir anlaşmaya bağlı kalmaması nedeniyle barış müzakerelerinin önünde bir ufuk bulunmadığını söyledi.

Husi ayrıca, İsrail'in Filistin halkına yönelik suçlarının, kadın ve erkeklere yönelik cinsel saldırılar da dâhil olmak üzere giderek arttığını ifade etti.

"Siyonist projeye karşı mücadele"

Husi, Siyonist projeye karşı cihad etmenin İslam ümmetinin açık sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Ümmetin özgür evlatlarının mazlumlara destek vermek ve köleleştirmeye karşı çıkmak amacıyla harekete geçtiğini belirten Husi, Arap ve İslam halklarının bu saldırıları normal karşılamalarının ve bunlara karşı ciddi hiçbir adım atmamasının istendiğini söyledi.

"Direniş Ekseni Lübnan'daki direnişi asla yalnız bırakmayacaktır"

Lübnan'a ilişkin değerlendirmesinde Husi, direnişin rolünün büyük olduğunu, Arap ve İslam ümmetine onur kazandırdığını ancak Amerikan dayatmaları doğrultusunda Lübnan yönetimi tarafından sırtından hançerlendiğini söyledi.

Lübnan yönetiminin direnişin büyük rolünü inkâr etmeye çalıştığını belirten Husi, bunun yerine ülke çıkarları doğrultusunda bu güçten yararlanması gerektiğini ifade etti.

Hizbullah'ın ve onu destekleyen İran'ın tutumunun takdir edilmesi gerektiğini söyleyen Husi, Lübnan yönetiminin bu duruştan faydalanması gerektiğini belirtti.

Bu çerçevede Suudi Arabistan'ın Lübnan'daki rolünün İsrail'in çizgisine hizmet ettiğini ve saldırgan bir karakter taşıdığını ifade eden Husi, buna karşılık İslami direnişin rolünün köklü ve meşru olduğunu, Direniş Ekseni'nin bu direnişi asla yalnız bırakmayacağını vurguladı.

"İran'ın tutumu bölge halkları için güçlü bir siper niteliğindedir"

ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşına da değinen Husi, "İran'daki sistemi susturmak istediler ancak İran'ın zaferi bütün ümmetin ve bölgemizin tüm halklarının zaferi oldu." dedi.

ABD-İsrail saldırısının başarısız olduğu konusunda geniş bir mutabakat bulunduğunu belirten Husi, İran'a yönelik planın başarılı olması halinde bölge halklarını hedef alan projenin hayata geçirileceğini ve Suriye'nin de bundan muaf olmayacağını söyledi.

Husi, İran'ın tutumunun yalnızca bölge halkları için değil, Körfez ülkeleri için de güçlü bir güvence oluşturduğunu belirterek, "İsrail ve ABD İran'da hedeflerine ulaşsaydı, Körfez ülkelerini çok daha ağır biçimde şantaja maruz bırakırlardı." ifadelerini kullandı.

İran'ın kararlılığı, zaferi ve ABD-İsrail saldırılarına karşı gösterdiği yüksek direniş kapasitesinin tüm ümmet adına bir zafer olduğunu söyleyen Husi, İran'ın bu direnişinin bölgedeki bazı yönetimlerin ABD ve İsrail'in dayatmalarına dayalı politikalarını yeniden gözden geçirmesine yol açabileceğini belirtti.

Husi, İran'ın son beş ay boyunca süren büyük çatışma sürecinde Amerikan üslerini cesaret ve kararlılıkla hedef alıp vurduğunu da sözlerine ekledi.

www.kudusgunu.com

Yorumlar